Bellatores
Döneminin Baş Seherbazı, Ezekiel Harris tarafından kurulan örgütün anlamı Adaletin Savaşçılarıdır. Resmi olarak 1970 yılında kurulan ve kendisine bu ismi veren grup, aslında 1960 yılından beri gizliden gizliye varlığını sürdürmektedir.
Bu topluluk, tek bir amaç için kurulmuştur; adalet. Sihir bakanı Austin Hudson’ın adaletsizce sürdürdüğü 35 yıllık hükümdarlığa ve insanların inatla yok saydığı diktatörlüğe dur demek için, özgürlükçü ve yenilikçi bireylerin bir araya toplanmasıyla oluşmuştur. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
Scuta
Ingemar Byström tarafından ‘Düzenin Kalkanı’ adı altında kurulmuşlardır. 1970 yılında, Bellatores gibi güçlü bir örgütün ortaya çıkışı ile, birnevi mecburiyet sebebiyle savunma gücü olarak ortaya çıkmıştır.
İlk kuruluş amaçları düzeni (Bu vesileyle aslıda Sihir Bakanı ve bakanın inançlarını) korumak olsa dahi, çoğu üyenin katılım amacı doğrultusunda daha nebze Bellatores’u ortadan kaldırmak şeklinde amaç kayması oluşmuştur. Buna rağmen liderleri Byström, bu amacı reddederek tüm isteklerinin halk tarafından demokratik yollarla beş kere seçilmiş olan bakanı ve bununla beraber düzeni korumak olduğunu birçok kez belirtmiş, belirtmeye devam etmektedir. # Devamı İçin TIKLAYINIZ!
KARAKTER DEĞİŞİM ARACI
♣ Karakter Değiştir ♣
K.Adı:
Şifre:

HOGWARTS: AÇIK!
TARİH: KASIM 1975

Paylaş
 

 Londra'daki Son Yaz III

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Auguste Marcel Barthélemy
Sihir Basın & Yayını
Ϟ Rp Beğenileri : 87

Auguste Marcel Barthélemy
Sihir Basın & Yayını

1972
Ağustos


Çürümüş bir at çekiyordu arabaları. Aynı atın kafasından bir baston tutuyordu yaşlı ellerim. Harika ceketimin iç ceketine soktum sağ elimi ve bir köstekli saat çıkardım. Saat kaçtı bilmiyorum ama geceydi. Tekrar cebime koydum saati. İçinde olduğum arabanın perdelerini araladım. Pencereden baktığımda etraf karardı. Artık kısa boyluydum, yanımda siyah giyinmiş bir adam vardı. Yüzler silik, bulanık. Nerede olduğumu bile bilmiyordum ancak iş işti. Kabul etmiştim artık. Gezinmeye başladım. Tuzak arıyordum bulunduğum yerde. Kimse bu kadar kısa birini beklemiyordu. Gezerken etraf yine karardı. Uzun saçlarımı arkaya atmıştım. İçimde bir nefret, bir kin... Bir vahşet vardı. Sakin, tatlı bir ninni, tüm bu içimdeki hislere tezat. Ardından yeşil bir ışık çaktı. Tekrar karardı dünya. Etrafı kolaçan ediyor, önüme çıkan her kapıyı kilitliyorum. Kimin evi burası? Arkadaki camı kilitlemiş miydim? Kilitlemediysem de üçüncü kere oraya gitmeyeceğim. Peki ya bu ne? Evcini... Evcini cesedi. Siyahlara bürünmüş, cesedi evin içine atan adamın yanına koştum ve son kapıyı da kilitledim.


Leylekli olandan hemen sonra gördüğüm görüydü bu. Bombarda'dan sonra babamla Bakanlık'a gitmek zorunda kalmıştık. Okul dışında büyü yapmam yasaktı ve eve Hogwarts'tan atıldığım ile ilgili mektup gelmişti. Babam ise bana çok sinirlenmişti. Kızların önünde beni bu kadar azarlamasından nefret ediyordum. Tüm yol boyunca da Bakanlık'takilere rüşvet vermesi gerektiğini, onu ne duruma düşürdüğümü söyleyip durdu. Sessiz ve mahçup bir şekilde bulundum yanında. Beni beklemem için bir odada oturttuklarında da, bu görüyü gördüm. Yanımdaki sekreter uykuya daldığımı sanmış. Derin derin nefes alarak kendime geldiğimde ne kadar çabuk uyuyup kabus gördüğüme şaşırarak güldü. Ben ise sağ elime baktım. Öldürme büyüsü... Daha önce kullanmadığım gibi, kullananı da görmemiştim. Hem ben solaktım. Sağ elimle yapmıştım büyüyü. Rüya olamazdı. Bu bir görüydü. Babamla Bakanlık'ta profesörlerimizden birine rastlayana kadar her şey çok kötü gidiyordu. Görü kafamı daha da allak bullak etmişti ancak profesör Slytherin sınıf başkanı olan Pankras'ın stajyerlik yapacağını ve sınıf başkanı olarak benim seçilebileceğimi söylediğinde tekrar kendime geldim. Atılmamam için elinden geleni yapacağını söyledi. Babamın ise bana olan kızgınlığı geçmiş oldu.

Yangın! Alev alev yanıyordu bir yer. Bu alevlerin içinden çıkan çürümüş at korkunç bir şekilde şahlanıyor, kemikten kanatlarını çırpıyordu. Neresiydi burası? Neresi yanıyordu? İçimde zaferin verdiği bir mutluluk vardı. Yanacaklardı! Yanacaklardı ve-

Bu görüden uyandığımda da yerdeydim. Valéria yanımda endişe ile bakıyordu bana. Babam evde yokken salonda düşmüşüm. "Val!" dedim. Kendime gelememiştim hala. Başım dönüyor, bakışlarım bir bulanıp bir düzeliyordu. Gözlerim tekrar kaydığında kız kardeşimin attığı tokatla tekrar kendime geldim. "Alevler." kelimesi çıktı ağzımdan. Kız kardeşimin endişeden gözlerinin yaşarmış olduğunu fark ettim. Sakinleşmem için elini yüzüme koydu ikiz kardeşim. Benim için ne kadar endişelenmişti kim bilir. Elindeki bezi burnuma getirdi. Burnum ve dudaklarım arasındaki yeri sildi ve geri çektiğinde kan olduğunu fark ettim. Burnum mu kanamıştı? Sol elimle dokundum oraya. Doğruldum. Val endişeli bir ses tonu ile bir şeyler söylediğimi söyledi. İlk gördüğümde de söylemiştim. "Başka bir dilde miydi?" dedim. Val kafasını olumlu salladı. "Bu aynı görü!" dedim. "O parkta gördüğüm, sonraki gördüğüm hatta geçen gördüğüm de! Hepsi aynı olmalı." Etrafıma bakındım. Salondaki sehpanın üstündeki kalemi ve kağıdı alıp kız kardeşime uzattım. "Yaz! Ne söylediğimi yaz!" dedim. Kız kardeşim hala çok endişeliydi. Söylediğim şeyi yapamayınca "Val." dedim sakinleşmeye çalışarak. "Sorun yok, ben iyiyim. Kötü bir görüntü olduğunun farkındayım. Ancak sorun yok tamam mı? Hadi yaz söylediğim şeyi." Baygınken üst üste bir sürü kere söylediğim için hatırlaması kolay oldu. Kağıda yazdığında elinden alıp okudum.

"Si ne obliviscaris, non morietur in aeternum."

Yutkundum. Eski Yazıtlar dersini son zamanlarda Profesör Bouchard yüzünden çok çalışmıştım. Bu kelimelerin anlamını bilmesem de, dilin latince olduğunu anlamam zor olmadı. Val hala çok endişeli gözüküyordu. Ben ise, delirecek gibi hissediyordum. "Odama... Hemen!" dedim. Yerden bir hırşımla kalkıp Val'ın kolunu tuttum. Kız kardeşimin rahatsızlık belirten cümlelerini umursamadan odama kadar koşturdum kızı. Odama gelince de masamın üstündeki kitapları dağıtmaya başladım. İçinden görü defterimi çıkarıp en üste getirdim. "Bekle!" dedim kız kardeşime ve daha demin gördüğüm ateşli görüden hatırladıklarımı yazdım. Atı, alevleri ve mutluluğu. Bundan önce Bakanlık'ta gördüğüm görünün de hepsini not edememiştim. Belli başlı küçük şeylerini hatırlayabilmiştim. Bir rüya gibiydi görülerim. Hepsi kalmıyordu aklımda. "Val bu ciddi bir şey belli ki!" dedim. "Birileri... Birileri yapıyor ve kedavra büyüsü... Alevler. Kapıları kitliyorum, siyah bir silüet, çürümüş kanatlı atlar. Çok karışık! Bu kadar kısa zaman aralıkları ile en son olduğunda..." Durup ellerimin arasına aldım kafamı. "Sen boğuluyordun az kalsın." O olaydan sonra sürekli tekrarlanan kabuslarımı kazanmıştım. En büyük korkumu elde etmiştim. Yine aynısının olmaması gerekiyordu.

Bir süre sessiz kalıp kız kardeşimi dinledim. Bunların ne zaman olma olasılığı olduğunu sordu. "Bilmiyorum." dedim ellerimi yüzümden çekip masanın üstünde duran latince kelimelere baktım. "Çok değişken, Lavinia'nın düşeceğini gördüğümde 1 saat olmamıştı gerçekleşmesi. Senin boğulman ise bir hafta kadar sürmüştü. Beneditch ise, çok daha karışıktı. Bilmiyorum, Val. Ancak git gide daha ayrıntılı olması, yaklaştığını işaret ediyor. Sence babama söylemeli miyim?" Val da endişeli duruyordu. Kağıdı elime almış, latince sözlükte kelimeleri aramaya başladım. Kelimelerin anlamlarını defterime yazdım ve anlamlı bir cümle çıkartmak için uğraştım. Sonunda da kaşlarımı çatıp baktım çıkardığım cümleye. Sesli bir şekilde kardeşime okudum.

"Unutmazsak, asla ölmeyeceğiz. Bu da ne demek şimdi?"


-Başka Konuya Hazırlıktı...-




Londra'daki Son Yaz III Tumblr-o7cfuu-O0q-A1tjr19yo2-500-tile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://www.hogwarts-rpg.com/t2214-your-master-marcel
 
Londra'daki Son Yaz III
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts-RPG :: İngiltere :: Barthélemy Malikanesi-